Şizofreni,paronaya,dağınık düşünce ve çeşitli bilşsel ya da duygusal sorunlara neden olmaktadır. Kronik bir hastalıktır yani aktif ve pasif dönemler geçirir.Şizofrenin tanımlayıcı özelliği psikoz.ya da bir diğer deyişle gerçekle bağlantı kurmama hali,rahatsızlığın farkında olmama durumudur. Akıl Oyunları adlı filmde de ödüllü bir matematikçi ve şizofreni hastası olan John Nash'in hayatını anlatmaktadır.Filmde de delilik ve dahilik,yanılsama ve gerçeklik iç içe geçmiş,gerçeklikle bağlantısı zayıflamıştır. Genetik olarak ele aldığımızda yapılan çalışmalara göre Dünya’da 21 milyon insana aileden gen aktarımı ile ortaya çıkmıştır.
Gerçekleşen mutasyonlarda beynin temel mekanizmalarını zarar görmesine sebep olmaktadır.Yine de tek bir neden sunmak sağlıklı olmaz.Semptomlarının büyük oranda, sinir hücrelerini destekleme ve izole etme konusunda önemli bir rol oynayan kusurlu yardımcı hücreler sebebiyle de olabileceğini ileri sürüyor.Beyinde var olan sinir hücrelerinin her biri birbiri ile ilişki içindedir. Bu sayede iletişim gerçekleşir. İletişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi sinir hücrelerinin uç kısmındaki kimyasal maddelerin salgısı ile sağlanır. Bu salgılanan maddelerden olan dopaminin etkisi ile gerçekleşen iletişimde oluşan bir hasar nedeni ile şizofren açığa çıkabilme olasılığı yüksektir.
Yardımcı hücrelerde var olan problemler sorumlu tutuluyor. Yapılan araştırmada, işlevsiz kalan glial hücrelerin beynin sinir ağlarının oluşumunda anormalliklere neden olabileceği test edildi. New York Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde doktora sonrası araştırmacısı olarak çalışan ve makalenin başyazarı olan Vilaiwan Fernandes şöyle anlatıyor: “Elde ettiğimiz sonuçlar, beyin gelişimine çoğunlukla nöron merkezli olan bakışımızı yeniden ele almamız gerektiğine işaret ediyor.
Artık, glia gibi nöronal olmayan hücrelerin de katkılarının farkına varıyoruz. Yaptığımız çalışmada, sinir hücresi oluşumunun zamanlaması, biçimi ve yönetimi konularında beyin gelişimine ilişkin temel soruların, ancak glial katkının hesaba katılması ile anlaşılabileceğini ortaya koyduk.” Fonksiyonel olmayan yardımcı hücreler daha önceki çalışmalarda da şizofreni ile ilişkili görülüyordu.
Ancak nöronların sahip olduğu anormalliklerden daha az önem taşıdığı düşünülmekteydi. Buna karşı araştırmacılar bu kez özellikle yardımcı hücrelerin hastalıktaki etkisini gözlemlemeyi tercih etti. Aynı koşullarda hayvan modellerindeki beyin hücrelerinin insanlardaki ile benzer hareket edip etmediği ise araştırmadaki temel soru işaretiydi.
Şizofreni tanısı olan hastalardan (glial progenitör) hücre örnekleri aldı ve bunları genç farelerin beyinlerine nakletti. Edinilen sonuçlar şizofreni olmayan deneklerden alınan hücrelerle karşılaştırıldı. Bu şekilde, farelerdeki davranışların insanlardaki ile benzer patolojinin sonucu olduğuna emin olabildiler.
Gerçekleşen mutasyonlarda beynin temel mekanizmalarını zarar görmesine sebep olmaktadır.Yine de tek bir neden sunmak sağlıklı olmaz.Semptomlarının büyük oranda, sinir hücrelerini destekleme ve izole etme konusunda önemli bir rol oynayan kusurlu yardımcı hücreler sebebiyle de olabileceğini ileri sürüyor.Beyinde var olan sinir hücrelerinin her biri birbiri ile ilişki içindedir. Bu sayede iletişim gerçekleşir. İletişimin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi sinir hücrelerinin uç kısmındaki kimyasal maddelerin salgısı ile sağlanır. Bu salgılanan maddelerden olan dopaminin etkisi ile gerçekleşen iletişimde oluşan bir hasar nedeni ile şizofren açığa çıkabilme olasılığı yüksektir.
Yardımcı hücrelerde var olan problemler sorumlu tutuluyor. Yapılan araştırmada, işlevsiz kalan glial hücrelerin beynin sinir ağlarının oluşumunda anormalliklere neden olabileceği test edildi. New York Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde doktora sonrası araştırmacısı olarak çalışan ve makalenin başyazarı olan Vilaiwan Fernandes şöyle anlatıyor: “Elde ettiğimiz sonuçlar, beyin gelişimine çoğunlukla nöron merkezli olan bakışımızı yeniden ele almamız gerektiğine işaret ediyor.
Artık, glia gibi nöronal olmayan hücrelerin de katkılarının farkına varıyoruz. Yaptığımız çalışmada, sinir hücresi oluşumunun zamanlaması, biçimi ve yönetimi konularında beyin gelişimine ilişkin temel soruların, ancak glial katkının hesaba katılması ile anlaşılabileceğini ortaya koyduk.” Fonksiyonel olmayan yardımcı hücreler daha önceki çalışmalarda da şizofreni ile ilişkili görülüyordu.
Ancak nöronların sahip olduğu anormalliklerden daha az önem taşıdığı düşünülmekteydi. Buna karşı araştırmacılar bu kez özellikle yardımcı hücrelerin hastalıktaki etkisini gözlemlemeyi tercih etti. Aynı koşullarda hayvan modellerindeki beyin hücrelerinin insanlardaki ile benzer hareket edip etmediği ise araştırmadaki temel soru işaretiydi.
Şizofreni tanısı olan hastalardan (glial progenitör) hücre örnekleri aldı ve bunları genç farelerin beyinlerine nakletti. Edinilen sonuçlar şizofreni olmayan deneklerden alınan hücrelerle karşılaştırıldı. Bu şekilde, farelerdeki davranışların insanlardaki ile benzer patolojinin sonucu olduğuna emin olabildiler.