Rüyalar Bizi Ne Kadar Etkiler ve Evrimsel Süreçte Nasıl Gelişti?

 

Rüyaların canlılara avantaj sağlayan bir etkileri de olmalıdır ki, evrimsel süreçte yok olmadan korunabilmiş olsunlar. Bu noktada, çok önemli ve geniş kabul gören iki diğer rüya teorisinden bahsetmek gerekir: Tehdit Provası Teorisi ve Zihinsel Prova Teorisi,İsimlerinden de anlayabileceğiniz üzere bu kuramlara göre rüyalar, gerçek hayatta olabilecek olayların bir provasıdır. 


Dolayısıyla beyin, rüyaları ne kadar gerçekmiş gibi algılarsa, gerçekte olabilecek olaylar o kadar prova edilmiş ve gerçek hasarlara sebep olmadan beklenmedik durumlara karşı deneyim elde edilmiş olabilir. Bu önemli kuramların pek çok ayrıntısı ve birçok bilim insanının yaptığı bağımsız çalışmalar vardır.


 Temel olarak bilinmesi gereken, rüyaların her ne içerikte olursa olsun canlılara gerçek olmayan bir ortamda deneyim elde etme şansı sunar ve bu sayede gerçek hayattaki yaşama ve üreme şansları artar. Örneğin ilkin atalarımız doğadan kaynaklı bir tehditle ilgili rüyalar görerek bu tehdit henüz gerçekleşmeden deneyim elde edebilirler.

 Tabii ki burada unutulmaması gereken, rüyalardaki mekan ve kişilerin mutlaka daha önce görülmüş mekan ve kişiler olmak zorunda olduğudur. Rüyalarda beyin mekanlar ve kişiler yaratamaz, sadece hafıza hücrelerinde halihazırda var olan kişi ve mekanları çağırabilir.


 Yani rüyanızda hiç tanımadığınız yüzler görmeniz, onları daha önce görmediniz anlamına gelmez: sokakta yürürken, televizyonda, reklam panolarında, gördüğümüz her bir yüz, eğer hafızamızda küçük bir yer bile ettiyse, rüyada çağrılıp kullanılabilir.

Dolayısıyla kişinin rüya içerisinde görüğü olaylara dair de bir fikri olması gerekir; ancak genellikle mekanlar ve kişilerin farklı kombinasyonları ile sonsuz sayıda farklı senaryo var edilebilir.





İşte bu sebeplerle, rüyaların  gerçeğe yakın tutulması arasında bir trade-off bulunmaktadır. Sabitleyici,Doğal Seçilim sayesinde evrimsel süreçte iki uca kayan bireyler de elenir ve ortalama bir rüya gerçeklik değerine ulaşılır. Elimizde, bu düşünceleri destekleyen bilimsel veriler de bulunmaktadır. Rüyaların çoğu olumsuz durumlarla ilgili olmalı ve bireyi bunlara hazırlayacak içerikte olmalıdır. Hall ve Van de Castle tarafından 1966 yılında yapılan bir araştırmada, 500 deneğin rüya raporları toplanmış ve değerlendirilmiştir.


 Bunların rüyalarının rastlantısallık sınırlarının oldukça dışına düşen bir şekilde, %80'inin olumsuz duygulara dair rüyalar olduğu görülmüştür. Ayrıca bu olumsuz rüyaların istisnasız her birinde, farklı şekil ve şiddetlerde tehdit unsurlarına rastlanmıştır.

 Bu deney, 1994 yılında Merrit ve diğerleri tarafından da tekrar edilerek doğrulanmıştır. Yani rüyalar, rastlantısal sebeplerle tetiklense de, rastlantısal olarak değil, bireye fayda sağlayacak şekilde oluşmaktadır.


Bu da bireylerin evrimsel başarısını arttırmakta ve neden rüya gördüğümüzün sebebini açıklamaktadır.

YOU MIGHT ALSO LIKE

2 yorum:

  1. My spouse and i ended up being now lucky Chris could finish up his analysis because of the ideas he obtained through your blog. It's not at all simplistic to just find yourself making a gift of tips and hints which usually many others may have been making money from. And we all take into account we've got the writer to appreciate for that. The main illustrations you made, the easy website navigation, the friendships you can give support to promote - it is mostly superb, and it is assisting our son in addition to our family imagine that this topic is interesting, which is certainly unbelievably vital. Thank you for all the pieces!

    YanıtlaSil
  2. Appreciate it for all your efforts that you have put in this. very interesting information.

    YanıtlaSil