Felsefeden Psikolojiye Gizem Çıkmazı

İnsanoğlunun varlık sebebi merak duygusudur. Bu tanım aslında okunduğu gibi basit değildir. Cansız bir nesne’ nin varlığından bi haber olması gibi zekanın ve sorgulama yeteneğinin olmadığı canlılarda da varolma bilinci yoktur , aslında bu durum varlık içinde yokluğun bir parçasıdır. İnsan çevreye ve kendine yüklediği anlamdan doğmuştur, bizi bildiğimiz diğer canlılardan ayıran şey zekamızdır ve varoluşa farklı şekillerde anlam yükleyende…

Varlığı ve gerektirdiği şeyleri anlamaya ve çeşitli disiplinlerle açıklamaya  çalışan insanoğlunu ele alan, davranışı altındaki nedenlere bakan felsefe ve psikoloji bu varoluş mücadelesini gizem üzerinden ele alır, Felsefe ; temelinde insanın var olma çabasını konu alan ,kozmostaki olaylara bir paradigma geliştiren, cevap bulmaktan çok doğru sorgulamayı temel alan bir disiplindir.
 Psikoloji ise hayvanların davranışlarını ve bilişsel süreçlerini açıklayıp genellemeye çalışan bir bilim dalıdır. Temelde iki disiplin birbirinin devamı niteliğindedir, psikoloji sadece felsefenin sorgulayıcı bakış açısını kısıtlayarak bilimselleştirmeye çalışır. (felsefede önemli olan sorunun niteliğidir yani fiziksel olarak açıklanmayacak şeyleri de kapsar). Peki felsefeyi devamı niteliğindeki bilim dalından(psikoloji) veya diğer dallardan ayıran şey nedir ?

Bilim ve felsefe birbirleriyle sıkı birer ilişki içerisindedirler yalnız disiplin olarak birbirinden ayrılırlar. Bilimin alt dalları spesifik olarak kendi alanına giren araştırmasının konusu olan bilgiye ulaşmaya çalışır bilginin ne olduğunu sorgulamaz, Suje ile obje arasındaki bağa bakmaz bunlarla bilgi teorisi uğraşır. Bilgi suje ile obje arasında kurulan bağdır. Suje ve obje kendi başına varolandır, bilgi tarafından oluşmazlar, bilginin oluşmasındaki temeldirler. obje sujeden farklı olarak değişmezdir sabittir ama suje esnektir, örneğin; psikoloji biliminde de suje objeleştirilerek bilgiye ulaşmaya çalışılır. psikoloji insanı incelemek için objeleştirir  sabit konuma getirir ve geneller. Bilimsel bir açıklamayla örnek vermek gerekirse ; insanlar korktukları anda önbeyinlerinin limbik sistemi içerisinde yer alan amigdala beyin korteksini devredışı bırakarak savaş kaç refleksini devreye soktuğunu söylerken bilgiyi objeleştirir ve geneller artık bilgi sabittir.


Peki psikolojiyi bilim içerisine katmak ve felsefeden ayırmak ne kadar doğru ? Sonuçta iki disiplinde insan davranışını anlamaya çalışan, sorgulayan bir paradigmaya sahip.
Eğer söz konusu insan ise gerçeklik ve doğrular vardır. Gerçeklik tekildir ve doğrular kültürden kültüre değişebilir örnek vermek gerekirse farklı dini inanışlara sahip bireylerin evrenin oluşumu hakkında farklı doğruları vardır peki bu inanışlar arasında hangi paradigma gerçek  ? veya gerçeklik payı varmıdır? Zekanın bulunduğu her yerde olaylar kompleks bir hal alır çünkü insanlar kontrol duygusunu geliştirmek üzere koşullanmıştır. Hepimiz  anlam veremediğimiz olayları bir kesinliğe bağlamaya çalışır onları kendi doğrularımız yaparız.
 Ama gerçeklik tüm doğrularımızdan bağımsız olabilir
samuel butlerin ''Kesin olan bir şey varsa, o da hiçbir şeyin kesin olmadığıdır; bu yüzden, hiçbir şeyin kesin olmadığı da kesin değildir'' paradoksu bu duruma ışık tutar niteliktedir , çünkü mutlak bilgiye ulaşmak için evrendeki bütün parametlerin bilinmesi gerekir yani bunu fizik üzerinden açıklamak gerekirse kaos teorisi üzerinden durabiliriz .Kaos teorisi yapısal olarak bir fizik teorisi ya da matematiksel bir tümevarım değil,  fiziksel gerçeklik parçalarının bir bütün olarak eğilimini açıklamaya yarayan bir yöntemdir. Bir sigara dumanının havada yaptığı şekiller tamamen düzensiz ve bağımsız rastlantıların ürünü olarak görülebilir. Ancak bir teorik fizikçi dumanın bu dinamiğinin aslında ortamdaki birçok parametre ve etken ile belirlendiği görüşündedir. Bu girdiler o kadar çoktur ve o kadar değişkendir ki incelemek ve net bir kanıya varmak imkânsızdır. 

Parametrelerin bu denli değişken olması aslında o parametrelerin de bir çıktı olmasından kaynaklanır.
Dumanın hareketine neden olan hafif bir hava akımı aslında odanın başka yerindeki bir sıcaklık değişikliği ve basınç farkının neden olduğu bir harekettir , sıcaklık değişimine sebep olan a kişisinin hapşurmasının yarattığı bir etki olabilir , hapşurmasının sebebi eşinin gece geç saatte balkonda oturması ve hasta olması nihayetinde uyuduğu zaman eşinden hastalığı kapması gibi değişkenler olabilir , yani dumanın dinamiğini etkileyen girdiler birbirlerine bağlı olabilirler ki bu durumu tam anlamıyla içinden çıkılmaz hale sokar. Sonsuz varyasyondan bahsedilebilir. 
Bundandır ki bilgiyi elde etmek ne kadar sistematik ve ulaşılabilir görünse de insanlar için fazlasıyla imkansızdır hatta bu durum insanların metafiziğe yönelmesinde tanrı kavramını ortaya atmasına herşeyi bilmeyi bütün parametler üzerinde mutlak hakimiyet kurmayı ona atfetmesine sebebiyet vermiştir. Gerçeklik bu kadar karmaşık iken değil psikoloji , diğer bilim dalları bile bilim kavramını karşılamakta zorluk çeker ve kendini yenilemek zorundadır. Psikolojide felsefeden ayrılarak bu belirgin olmayan belirginlikte yerini almış , felsefenin amacını bilimselleştirmeye çalışmıştır.

Psikolojide olduğu gibi tüm bilim dalların da mutlak gerçeğe ulaşma arzusu vardır(kontrol duygusu). Psikoloji bilimi buna ulaşmaya çalışırken temel olarak gizemi baz alır. Çünkü gizem cazibeli ve çekici olmuştur tüm insanlık tarihi boyunca.
 Gizem kök salınca insan beynine tıpkı bir virüs gibi hızlıca çoğalır(büyür), ve çeşitli şekillerde aydınlatılması doğruluğa kavuşturulması gerekir , amaç artık gizemi çözmek ve ilk haliyle göründüğü gibi sade olmadığını daha üst amaçlara meyl ettiğini göstermektir yani görevi artık cevap bulmaktır. Bu cevaba gitmek için öncelikle gizemin bulunması gereklidir bu işi de felsefe üstlenir.
 Nihayetinde felsefe psikoloji için bir doğru oluşturur psikoloji de bunu kuramsal bir gerçekliğe dönüştürür diğer bilim dalları gibi. Gizem var oldukça bu döngü birbirinden etkilenip yardım alarak devam eder.

Yazar-Düzenleyen: Murat Can Tay



YOU MIGHT ALSO LIKE

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder